29 Nisan 2011 Cuma

19 MART 2011 Tarihinde İzlediğim "BÜYÜK İKRAMİYE" Adlı Oyun Hakkındaki Eleştiri Yazım

BİR Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>> OYUNU ;
BÜYÜK İKRAMİYE
Bu hayatta, mutlu olabilmek için kazanacağımız asıl büyük ikramiye; sevgidir!
Tiyatro oyunlarında, perde açılmadan önce çalan giriş müziğinin; seyirciyi oyunun atmosferine sokmak için çaldığını biliyordum. Büyük İkramiye'de giriş müziği olarak çalan "Aşkın Kanunu", "Dudaklarında Arzu" vb. eski Türk Sanat Müziği şarkıları ile; lotodan ikramiye çıkan bir ailenin yaşadıklarını anlatacağını bildiğim oyunun konusunu bağdaştıramadım önce. Ama ikinci perdeye gelindiğinde, lotodan büyük ikramiye çıkan ailenin kızı ve ona nezaket dersi veren genç arasında doğan aşka tanık olunca, bu şarkıların çalınmasının amacını anladım. Hem; büyük ikramiyenin sahibi olan karı-kocanın birbirlerine duydukları sevginin büyüklüğü de, bu şarkılarda ifade edilenlerle bağdaşıyordu. Kadın kocasına diyordu ki; "Sen, zengin olunca her şeyini değiştirdin ama bir tek şeyi değiştirmedin?" "Neyi?" diye soruyordu adam karısına. Karısının cevabı: "Beni!" oluyordu. Sonuç olarak; bu şarkıların giriş müziği olarak seçilmesinin nedenini ikinci perdeyi izlerken anladım ancak.
Oyunun müziklerine kafayı takmış bir halde izledim oyunu :) Evin kızının dışarıdaki sosyetik hayata uyum sağlama çabasının anlatıldığı fotoğraflarından oluşan slayt gösterisi ilginç bir fikir olmuş. Bana, yazısız bir fotoromana bakıyormuş hissi verdi; o, bir hikayesi olan ve birbiri ardına sıralanan fotoğrafları izlemek. Ama fotoğraflar, yapmacık geldi bana. Belki de öyle olmaları gerekiyordu; kızın alışkın olmadığı o yaşantıya ayak uyduramadığının anlaşılabilmesi için. Slayt akarken çalan yabancı şarkıları beğenmedim ben. Ama o şarkıların da, kızın özendiği yaşamda yer  alan özenti şarkıları temsilen seçildiğini düşündüm dinlerken.
Oyunun sonunda kız, kendisi için asıl büyük ikramiyenin sevgi olduğunu anlıyor. Anne ve babası da asıl mutluluğun parada değil huzurlu ve oldukları gibi bir yaşam sürerek yaşanabileceğini, geç de olsa anlıyorlar.
Kimi seyirci; oyunu basit ve komik bulabilir ama aslında "Büyük İkramiye", anlayabilene büyük dersler veren bir tiyatro oyunu! Ünlülerin pırıltılı yaşamlarına özenip onlar gibi olmak, onların sürdürdüğü gibi bir hayat sürdürmek isteyen insanlara, özellikle de bu istekteki genç kızlara; o pırıltılı dünyanın dışarıdan göründüğü gibi olmadığını gösteriyor. Ünlülerin yaşadıkları dünya, oyunda "dış dünya" olarak nitelendiriliyor. İkoncan olmak isteyen Evrim; bu dünyayı bir müddet deneyimledikten sonra hiç de tahmin ettiği, yaşamayı istetidiği gibi bir yer olmadığını anlıyor. Amacı ikoncan olup; zengin koca bulmak olan Evrim; geç de olsa zenginliğin mutluluk getirmediğinin farkına varıyor. İçinde yer almak istediği jet sosyetenin hiç de matah bir yer olmadığını anlıyor. Yıllardır şans oyunları oynayıp da, büyük ikramiyeyi tutturmak için uğraşan baba da; sonunda paralarını kaybedip zengin olamasalar da, kızının mutlu olduğunu görebildiği için çok seviniyor.
Oyuncuların hepsi başarılı, performansları iyi ama en dikkat çeken performans Pelin Ermiş'inki bence.  Armağan Çağlayan'ın oyunculuğunu değerlendirmem gerekirse; bence oyunculuğu başarılı ama konuşması çok hızlı; diksiyonunu düzeltmesi daha yavaş konuşmaya çalışması gerekiyor. Bu nedenlerle Armağan Çağlayan, Büyük İkramiye'de oyunculuğundansa danslarında daha başarılıydı bence :)
Merve Ertekin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder